BEYANU'L HAK / Kur'an'ın Nuzul Sırasına Göre Güncel Tefsiri

 

Merak Edilenler

İçindekiler

Tövbe İstiğfar ve Dualar

TOPLAM DOKUZ REKÂTLIK BİR GECE NAMAZININ KILINIŞI

Gece Namazı, kılınış bakımından farz, vacib, sünnet olarak kılınan namazlardan farklıdır. Çünkü Farz, vacip ve sünnet olarak kılınan beş vakit namazların kılınışı bizzat Peygamber Efendimiz tarafından gösterilmiş ve;Benden nasıl görüyorsanız, öyle kılın” buyurmuştur. Bu namazların kılınış şekilleri Hz. Peygamber de vakitleriyle birlikte Cibril tarafından öğretilmiştir…

Gece Namazları revatib namazlardan farklıdır. Biraz da müminin sağlık durumu, şevk ve arzuya göre bu namazlarda ilaveler yapılabilir. Sözgelimi kıraat uzatılmak suretiyle kıyam uzatılabilir, Rükû ve secdelerde tesbihat artırılabilir… Ama beş vakit namaz Peygamberden nasıl görülmüşse, ancak öyle kılınır. Onlardan eksiltme de yapılmaz, kısaltma da… Hatta imamlara Allah’ın Resulünün tavsiyesi namazları hafif kılıdırmalarıdır. Çünkü aralarında yaşlılar olabilir, hastalar olabilir, yolcular olabilir…



Kıbleye Yönelme, Niyet ve Duruş

Kıbleye yönelir, mümkünse kabe gözün önüne getirilmeye çalışılır… Şöyle niyet edilir

نَوَيْتُ أَنْ أُصَلِّيِ لِذِكْرِ رَبِّي حَمْداً لِلَّهْ وَشُُكْراً لِلَّهْ /Neveytü en usalliye li zikri Rabbî hamden lillah ve şükren lillah /Niyet ettim, Allah’a hamd ve şükür ederek Rabb’imi zikir için namaz kılmaya, denilir ve:

Allah’ın huzurunda olduğunun bilinciyle, ayakta, ellerin içi kıbleye doğru açık olarak kulaklara kaldırılır ve baş parmaklar kulak küpelerine temas halindedir; kadınlar ise ellerini çene altına kadar kaldırırlar ve tekbir alınır:

Bu makam Allah’ın devanıdır. Orada, zahiriyle de batınıyla da kula yakışır bir durum sergilenmelidir… Allah’ın huzurunda sükûnet, ağır başlılık ve düzenlilik esastır. Acelecilik, laubalilik ve hareketlerdeki düzensizlik ise O yüce makama aykırıdır… Niyet sırf namazdır. O sebeple dil, zihin, kalp ve beden, hepsi birlikte namazla meşgul olmalıdır. Çünkü ta’zim amacıyla huzuruna çıktığın Allah senin içini de dışını da görmektedir. Zihin ve kalptekiler başkasına gizlidir, ama Allah’a ayandır. O halde onun huzurunda olup da zihinde o makama uygun olmayan şeylerin bulundurulması, gizli kameranın farkında olmayan kimsenin serbest davranışları gibi, insanı gülünç durumlara düşer…


İKİ REKÂT GECE NAMAZININ KILINIŞI

Birinci rekât:

اَللهُ أكْبَرْ /Allahu Ekber /Allah en büyüktür, diyerek tekbir ile namaza girilir.

Kıyamda vücut dik ve hareketsiz , baş öne doğru hafif eğik, gözler secde yerine bakıyor, ayak uçları kıbleye dik ve en az bir el konacak kadar aralıklı, eller önde ve göbek üzerinde bağlı haldedir. Kadınların elleri göğüsleri üzerinde olmalıdır…

Sırasıyla şunlar okunur:

سُبْحَانَكَ الَّلهُمَّ وَبِحَمْدِكَ وَتَبَارَكََ اْسمُكَ وَتَعَاليَ جَدُّكَ وَلآ اِلَهَ غَيْرُكَ /Sübhaneke Allahümme vebi hamdike vetebarakesmuk vetealâ cedduk velâ ilâhe ğuyruk… /Allahım! Seni noksan sıfatlardan tenzih eder, Hamdin'le birlikte yüce niteliklerinle zikrederim. Senin ismin mübarekter; anıldığı her yere hayırlar, bereketler getirir… Senin şanın da son derece yücedir. Artık Senden başka ilah yoktur.

أَعُوذُ بِالّلَهِ ِمنَ الشَّيْطَانِ الرّجِيم /Eûzü billahi mineş şeytanir raciym… /Allah’ın rahmetinden uzaklaşıtırılıp kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım…

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ /Bismillahir rahmanir rahiym… /Rahman olup merhamet eden Allah’ın adıyla okumama başlarım.

الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ ﴿١ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ ﴿٢ مَالِكِ يَوْمِ الدِّينِ ﴿٣ /Elhümdü lillâhi rabbil âlemîyn, errahmanir rahiym, maliki yevmiddin... “Hamd (ve şükür) âlemlerin Rabb’i Allah’adır. O, Rahman’dır; merhamet edendir. O, hesap gününün de mutlak hâkimidir…”

Bu üç mükemmel vasfa sahip başka birisi olmadığına göre…

إِيَّاكَ نَعْبُدُ وَإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ ﴿٤ /İyyâke na’büdü ve iyyâke nestaıyn… “Rabb’imiz! Biz (müminler), sadece Sana ibadet eder, sadece Senden yardım dileriz…”

Galuu Bela”da vermiş olduğumuz ahdimizdeyiz; Senden başkasına asla boyun eğmiyor ve asla secde etmiyoruz.

اِهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَقِيمَ ﴿٥ صِرَاطَ الَّذِينَ أَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ ﴿٦ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلاَ الضَّاۤلِّينَ﴿٧ İhdihessıratal müste-kiym; sıratalleziyne en’amte aleyhim; ğayril meğdûbi aleyhim velâddââlliyn... “Bizi doğru yola ilet, kendilerine (özel) nimet verdiğin kimselerin yoluna; gazabına uğrayanların ve doğru yoldan sapanların yoluna değil!” (Fatiha, 1/1-7)

Ölüm (yakin) gelinceye kadar, bizi “Sırat-ı Müstakim”de muvaffak kıl… Kendilerine özel nimet verdiğin nebiler, Sıddiykler, Şehitler ve Salihlerin yolu olan “Sırat-ı Müstakim”de… Gazabına uğrayan Yahudilerin, Hak’tan sapan Hıristiyanların ve benzer-lerinin yoluna değil!!

Amîn!


Zamm-ı Sure Ayete’l-Kürsi…

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ /Bismillahir rahmanir rahiym… /Rahman olup merhamet eden Allah’ın adıyla okumama başlarım.

اَللَّهُ لاَ إِلَـهَ إِلاَّ هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ لاَ تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلاَ نَوْمٌ لَّهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الأَرْضِ مَن ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ إِلاَّ بِإِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلاَ يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِّنْ عِلْمِهِ إِلاَّ بِمَا شَاء وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ وَلاَ يَؤُودُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ /“Allahü lâ ilâhe illa hüvel hayyul kayyûm, lâ te’huzühü sinetün velâ nevm. Lehü mâ fissemavâti vemâ fil erdı. Men zellezî yeşfe’u ındehü illâ bi iznih. Ya’lemü mâ beyne eydîhim vemâ halfehüm velâ yuhîytune bi şey’n min ılmihî illa bi maşâe vesi’a kürsiyyühüssemavâti vel erda velâ yeüüdühü hıfzıhüma ve hüvel aliyyül azîm.” /"Allah… O'ndan başka ilah yoktur. O diridir, daima dirliğin kaynağıdır. O'nu uyuklama ve uyku tutmaz. Göklerdekiler ve yerdekiler O'nundur. O'nun katında izni olmadan şefaat edecek kim olabilir?! O, onların önündekileri de bilir arkalarındakileri de. Göklerdekiler ve yerdekiler, O'nun dilediğinden başka hiç bir bilgisine sahip olamazlar. O'nun hükümranlığı gökleri ve yeri kuşatmıştır. Bu ikisini korumak O'na güç gelmez. O, pek Yücedir, Uludur." ( Bakara, 2/255-257)

اَللهُ أكْبَرْ /Allahü ekber… /Allah en büyüktür… diyerek Allah’ın huzurunda rükû'a varılır.

Rükû'da eller diz kapaklarını kavramış, baş ve bel düz bir satıh gibi aynı hizada, gözler ayakların önüne bakıyor halde…

Üç defa:

سُبْحَانَ رَبِّيَ الْعَظِيم / سُبْحَانَ رَبِّيَ الْعَظِيمْ / سُبْحَانَ رَبِّيَ الْعَظِيمْ /Sübhane rabbiyel aziym… Sübhane rabbiyel aziym… Sübhane rabbiyel aziym… /Ulu Rabb’imi noksan sıfatlardan tenzih ederim; O’nu mükemmel nitelikleriyle överek zikr ederim… dedikten sonra bir defa da:

سُبْحَانَ اللهِ وَ بِحَمْدِهِ سُبْحَانَ اللهِ الْعَظِيمْ أسْتَغْفِرُاللهْ وَأَتُوبُ إِلَيْهِ / Sübhanallahi ve be hamdihi Sübhanallahil Aziym, estağfi-rullah ve etubü ileyh… /Allah’ı noksan sıfatlardan tenzih eder ve Hamd ile zikrederim. Ulu olan Allah’ı kemal sıfatlarıyla överim… Allah’dan mağfiret diler ve O’na yönelirim… denir, sonra da:

سَمِعَ اللهُ لِمَنِْ حَمِدَهْ /Semiallahü limen hamideh… /Allah, kendisine hamd eden kişiyi işitti… diyerek rükû'dan doğrulunur.

Rükûdan doğrulunca eller yana salıverilmiş, vücut dim dik ve bir süre hareketsiz kalınır ve bu esnada:

رَبَّنَا لَكَ الْحَمْدُ / Rabbena lekel hamd /Rabbimiz! Hamd (Övgü ve şükür) sâdece Sana'dır denir sonra da:

اَللهُ أكْبَرْ /Allahü ekber… /Allah en büyüktür… diyerek 1. secdeye varılır.

Secdede alın ve burun yere değiyor olarak iki elin arasında, dirsekler yerden yüksek, gözler burnun ucuna bakıyor haldedir; Ayaklar ise parmak uçlarıyla yere temas halinde topuklar da birbirine bitişiktir. Kadınların dirsekleri yere yapışık olmalıdır.

Üç defa:

سُبْحَانَ رَبِّيَ اْلاَعْليَ /سُبْحَانَ رَبِّيَ اْلاَعْليَ /سُبْحَانَ رَبِّيَ اْلاَعْليَ /Sübhane rabbiyel a’lâ, Sübhane rabbiyel a’lâ, Sübhane rabbiyel a’lâ En yüce olan Rabbimi övgü ile zikr ederim, En yüce olan Rabbimi övgü ile zikr ederim, En yüce olan Rabbimi övgü ile zikr ederim... denir. Ardından da:

سُبْحَانَهُ وَ تَعَاليَ عَمّا يَقُولَونَ عُلُوّاً كَبِيراَ /Sübhanehü ve Teala amma yegulune uluvven kebiyra, eklenir /“Ben O’nu tenzih ederim! O, söyledikleri şeylerden hem münezzeh hem de pek çok yücedir.”(İsra, 17/43) denir ve:

اَللهُ أكْبَرْ /Allahü ekber… /Allah en büyüktür… diyerek 1. secdeden doğrulunur…

Secdeden doğrulurken sağ ayak dik ve parmakları kıbleye doğru dikey olarak çevrilmiş, sol ayak ise üstü yere doğru kıvrılmış vaziyette üzerine oturulur. Bu esnada vücut dik ve bir süre sâkin, gözler ise dizler üzerindeki ellerde olduğu halde az bir süre durulur.

اَللهُ أكْبَرْ /Allahü ekber… /Allah en büyüktür… diyerek 2. defa secdeye varılır.

Yine Secdede alın ve burun yere değiyor olarak iki elin arasında, dirsekler yerden yüksek, gözler burnun ucuna bakıyor haldedir; Ayaklar ise parmak uçlarıyla yere temas halinde topuklar da birbirine bitişiktir. Kadınların dirsekleri yere yapışıktır Üç defa

سُبْحَانَ رَبِّيَ اْلاَعْليَ/سُبْحَانَ رَبِّيَ اْلاَعْليَ /سُبْحَانَ رَبِّيَ اْلاَعْليَ /Sübhane rabbiyel a’lâ, Sübhane rabbiyel a’lâ, Sübhane rabbiyel a’lâ /En yüce Rabb’imi noksan sıfatlardan tenzih eder mükemmel nitelikleriyle O’nu tesbih ederim." denir. Ardından da:

سُبْحَانَ اَللَّهِ وَ تَعَاليَ عَمّاَ يَصِفُونَ عُلُوّاً كَبِيراَ /Sübhanallahi ve Teala ammâ yesıfune uluvven kebiyra. /“Ben Allah’ı tenzih ederim! O, cahil kimselerin nitelendirdikleri şeylerden hem münezzeh hem de pek çok yücedir.” Denir, sonra:

Allah yaratılmışlara benzetilemez; O çocuk edinmemiştir. İsa ve Uzeyir (a.s.) O’nun oğlu, melekler kızları değildir…!

اَللهُ أكْبَرْ /Allahü ekber… /Allah en büyüktür… diyerek doğrudan ikinci rekat için ayağa kalkılır.

NOT: Her rekatın kıyam, rükû, rükûdan doğrulma ve secdeleri tekrarlanırken bedenin durumları birinici rekatta tarif edildiği gibi olmalıdır. Ta’dil-i erkana uymak değer mezheplerde farz, Hanefilerde vaciptir!



İkinci Rekât:

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ /Bismillahir rahmanir rahiym… /Rahman olup merhamet eden Allah’ın adıyla okumama başlarım.

الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ ﴿١ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ ﴿٢ مَالِكِ يَوْمِ الدِّينِ ﴿٣ /Elhümdü lillâhi rabbil âlemîyn, errahmanir rahiym, maliki yevmiddin... “Hamd (ve şükür) âlemlerin Rabb’i Allah’adır. O, Rahman’dır; merhamet edendir. O, hesap gününün de mutlak hâkimidir…”

Bu üç mükemmel vasfa sahip başka birisi olmadığına göre…

إِيَّاكَ نَعْبُدُ وَإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ ﴿٤ /İyyâke na’büdü ve iyyâke nestaıyn… “Rabb’imiz! Biz (müminler), sadece Sana ibadet eder, sadece Senden yardım dileriz…”

Galuu Bela”da vermiş olduğumuz ahdimizdeyiz; Senden başkasına asla boyun eğmiyor ve asla secde etmiyoruz.

اِهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَقِيمَ ﴿٥ صِرَاطَ الَّذِينَ أَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ ﴿٦ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلاَ الضَّاۤلِّينَ﴿٧ /İhdihessıratal müste-kiym; sıratalleziyne en’amte aleyhim; ğayril meğdûbi aleyhim velâddââlliyn... “Bizi doğru yola ilet, kendilerine (özel) nimet verdiğin kimselerin yoluna; gazabına uğrayanların ve doğru yoldan sapanların yoluna değil!” (Fatiha, 1/1-7)

Ölüm (yakin) gelinceye kadar, bizi “Sırat-ı Müstakim”de muvaffak kıl… Kendilerine özel nimet verdiğin nebiler, Sıddiykler, Şehitler ve Salihlerin yolu olan “Sırat-ı Müstakim”de… Gazabına uğrayan Yahudilerin, Hak’tan sapan Hıristiyanların ve benzer-lerinin yoluna değil!!

Amîn!


Zamm-ı Sure “Allahüllezi…”

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ /Bismillahir rahmanir rahiym… /Rahman olup merhamet eden Allah’ın adıyla okumama başlarım.

اَللَّهُ الَّذِي جَعَلَ لَكُمُ اْلأَرْضَ قَرَارًا وَالسَّمَاۤءَ بِنَاۤءً وَصَوَّرَكُمْ فَأَحْسَنَ صُوَرَكُمْ وَرَزَقَكُمْ مِنَ الطَّيِّبَاتِ ذَلِكُمُ اللَّهُ رَبُّكُمْ فَتَبَارَكَ اللَّهُ رَبُّ الْعَالَمِينَ ﴿٦٤ هُوَ الْحَيُّ لاَۤ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ فَادْعُوهُ مُخْلِصِينَ لَهُ الدِّينَ الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ ﴿٦٥

/ Allahüllezî ceale lekümül erda kararan vessemâe binâen ve savveraküm fe ehsene suvereküm ve rezakaküm minet tayyibat… Zalikümüllahü rabbiküm! Fe tebarakellahu rabbil âlemîyn. Hüvel hayyu lâ ilâhe illa huve fed’uuhü muhlisıyne lehuddiyn… elhamdü lillahi rabbil âlemiyn… /“Sizin için yeryüzünü yerleşim alanı, göğü de bir çatı yapan Allah’tır. O size şekil verip şekillerinizi en güzel yaptı ve sizi temiz ve hoş gıdalarla rızıklandırdı. İşte, sizin Rabb’iniz Allah budur! Âlemlerin Rabb’i Allah ne mübarektir! O diridir. O’ndan başka ilâh yoktur… O hâlde dini kendisine özgü kılarak O’na içtenlikle dua edin! Hamd âlemlerin Rabb’i Allah’adır.(Mümin, 40/64, 65)

اَللهُ أكْبَرْ /Allahü ekber… /Allah en büyüktür… diyerek Allah’ın huzurunda rükû'a varılır.

Rükû'da eller diz kapaklarını kavramış, baş ve bel düz bir satıh gibi aynı hizada, gözler ayakların önüne bakıyor halde…

Üç defa:

سُبْحَانَ رَبِّيَ الْعَظِيم / سُبْحَانَ رَبِّيَ الْعَظِيمْ / سُبْحَانَ رَبِّيَ الْعَظِيمْ /Sübhane rabbiyel aziym… Sübhane rabbiyel aziym… Sübhane rabbiyel aziym… /Ulu Rabb’imi noksan sıfatlardan tenzih ederim; O’nu mükemmel nitelikleriyle överek zikr ederim… dedikten sonra bir defa da:

سُبْحَانَ اللهِ وَ بِحَمْدِهِ سُبْحَانَ اللهِ الْعَظِيمْ أسْتَغْفِرُاللهْ وَأَتُوبُ إِلَيْهِ / Sübhanallahi ve be hamdihi Sübhanallahil Aziym, estağfi-rullah ve etubü ileyh… /Allah’ı noksan sıfatlardan tenzih eder ve Hamd ile zikrederim. Ulu olan Allah’ı kemal sıfatlarıyla överim… Allah’dan mağfiret diler ve O’na yönelirim… denir, sonra da:

سَمِعَ اللهُ لِمَنِْ حَمِدَهْ /Semiallahü limen hamideh… /Allah, kendisine hamd eden kişiyi işitti… diyerek rükû'dan doğrulunur.

Rükûdan doğrulunca eller yana salıverilmiş, vücut dim dik ve bir süre hareketsiz kalınır ve bu esnada:

رَبَّنَا لَكَ الْحَمْدُ /Rabbena lekel hamd /Rabbimiz! Hamd (övgü ve şükür) sâdece Sana'dır denir sonra da:

اَللهُ أكْبَرْ /Allahü ekber… /Allah en büyüktür… diyerek secdeye varılır.

Secdede alın ve burun yere değiyor olarak iki elin arasında, dirsekler yerden yüksek, gözler burnun ucuna bakıyor haldedir; Ayaklar ise parmak uçlarıyla yere temas halinde topuklar da birbirine bitişiktir. Kadınların dirsekleri yere yapışık olmalıdır.

Üç defa:

سُبْحَانَ رَبِّيَ اْلاَعْليَ/سُبْحَانَ رَبِّيَ اْلاَعْليَ /سُبْحَانَ رَبِّيَ اْلاَعْليَ /Sübhane rabbiyel a’lâ, Sübhane rabbiyel a’lâ, Sübhane rabbiyel a’lâ En yüce olan Rabbimi övgü ile zikr ederim, En yüce olan Rabbimi övgü ile zikr ederim, En yüce olan Rabbimi övgü ile zikr ederim... denir. Ardından da:

سُبْحَانَهُ وَ تَعَاليَ عَمّا يَقُولَونَ عُلُوّاً كَبِيراَ /Sübhanehü ve Teala amma yegulune uluvven kebiyra, eklenir /“Ben O’nu tenzih ederim! O, söyledikleri şeylerden hem münezzeh hem de pek çok yücedir.” denir ve:

اَللهُ أكْبَرْ /Allahü ekber… /Allah en büyüktür… diyerek secdeden doğrulunur…

Secdeden doğrulurken sağ ayak dik ve parmakları kıbleye doğru dikey olarak çevrilmiş, sol ayak ise üstü yere doğru kıvrılmış vaziyette üzerine oturulur. Bu esnada vücut dik ve bir süre sâkin, gözler ise dizler üzerindeki ellerde olduğu halde az bir süre durulur.

اَللهُ أكْبَرْ /Allahü ekber… /Allah en büyüktür… diyerek tekrar secdeye varılır.

Yine Secdede alın ve burun yere değiyor olarak iki elin arasında, dirsekler yerden yüksek, gözler burnun ucuna bakıyor haldedir; Ayaklar ise parmak uçlarıyla yere temas halinde topuklar da birbirine bitişiktir. Kadınların dirsekleri yere yapışıktır. Üç defa

سُبْحَانَ رَبِّيَ اْلاَعْليَ/سُبْحَانَ رَبِّيَ اْلاَعْليَ /سُبْحَانَ رَبِّيَ اْلاَعْليَ /Sübhane rabbiyel a’lâ, Sübhane rabbiyel a’lâ, Sübhane rabbiyel a’lâ /En yüce Rabb’imi noksan sıfatlardan tenzih eder mükemmel nitelikleriyle O’nu tesbih ederim." denir. Ardından da:

سُبْحَانَ اَللَّهِ وَ تَعَاليَ عَمّاَ يُشْرِكوُنَ عُلُوّاً كَبِيراَ /Sübhanallahi ve Teala ammâ yesıfune uluvven kebiyra. /“Ben Allah’ı tenzih ederim! O, ortak koştukları şeylerden hem münezzeh hem de pek çok yücedir.” dedikten sonra:

اَللهُ أكْبَرْ /Allahü ekber… /Allah en büyüktür… diyerek oturulur VE sırasıyla şunlar okunur:



Ettehiyyatü

Bu dua, Allah’a övgü, Resulüne selam ve salat, bize ve Salih kullara selam, sonra da Kelime-i Şahadeti içermektedir. Her biri zihide ve kalpte canlı tutularak okunmalıdır.

Allah’a övgü,

أَلتَّحِيَّاتُ لِلَّهِ وَالصَّلَوَاتُ وَالطَّيِّبَاتْ... /Ettehiyyatü lillahi vessalavâtü vet tayyibât… /Hayat ve canlılıkla ilgili tüm vergiler Allah'a mahsustur… du'âlar, hayırlar, bereketler, temiz ve hoş şeyler de hep O'na özgüdür…



Resulüne selam ve salat,

أَلسَّلآمُ عَلَيْكَ أَيُّهَا النَّبِيُّ وَرَحْمَةُ اللَّهِ وَبَرَكَاتُهُ... /Esselâmü aleyke eyyühennebiyyü ve rahmetullahi veberakâtühû /Ey Nebi! Sana selâm olsun! Allah'ın rahmeti ve bereketi de senin üzerinden hiç eksilmesin!

Ey Nebi!...” kısmı, Mescid-i Nebi’de, Ravza’nın karşısındaki selamlama hali göz önüne getirilerek okunursa güzel olur. Ryada görenler, nu da zihninde canlandırabilirler…



Bize ve Salih kullara selam,

أَلسَّلآمُ عَلَيْنَأ وَعَلَي عِبَادِ اللَّهِ الصَّالِحِينَ... /Esselâmu aleynâ ve alâ ıbadillahissalihıyn… /Selam bize de olsun, Allah'ın salih kullarına da selam olsun!

Kelime-i Şahadet inanarak ve içten gelerek söylenmeli…

أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهْ وَ أَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّداً عَبْدُهُ وَرَسوُلُهُ. /Eşhedu en lâ ilahe illallah ve eyhedü enne muhammeden abdühû ve resulühû /Tüm samimiyetimle şehâdet ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur ve yine şehâdet ederim ki Muhammet Allah'ın kulu ve Elçisidir. Denir ve



Salevât Duaları

أَللَّهُمَّ صَلِّ عَليَ مُحَمَّدٍ وَعَليَ آلِ مُحَمَّدْ كَمَا صَلَّيْتَ عَليَ إِبْرَاهِيمَ وَعَليَ آل إِبْرَاهِيمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِِيدِْ /Allahümme salli alâ muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kema salleyte ala ibrahime ve alâ âli ilbrahiym inneke hamiydüm meciyd. Allah'ım! İbrahim'e ve ona tabi olan soyuna rahmet ettiğin gibi Muhammed'e ve O'nun âl ve eshabına da rahmet et. Hiç şüphesiz Sen övülmüş ve şanı çok yüce olansın!

أَللَّهُمَّ مَبَارِكْ عَليَ مُحَمَّدٍ وَعَليَ آلِ مُحَمَّدْ كَمَا بَارَكْتَ عَليَ إِبْرَاهِيمَ وَعَليَ آل إِبْرَاهِيمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدْ. /Allahümme bârik alâ muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kema bârekte ala ibrahime ve alâ âli ilbrahiym inneke hamiydüm meciyd. /Allah'ım! İbrahim'i ve ona tabi olan soyunu mübarek kıldığın gibi Muhammed'i ve O'nun âl ve eshabını da mübarek kıl. Hiç şüphesiz Sen övülmüş ve şanı çok yüce olansın!



Rabbenâ Âtinâ Duaları

رَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي اْلآخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ. وَ أَدْخِلْنَاالْجَنَّةَ مَعَ الْاَبْرَارْ. يَاعَزِيزُ يَاغَفَّار يَارَحْمَانُ يَارَبَّالْعَالَمِينْ . /Rabbena Atina fiddünya haseneten ve fil ahirati haseneten ve gına azabennar… Ve edhilnel cennete meal ebrar… Ya Aziyz! Ya Ğafuur! Ya Rahman! /“Rabb’imiz! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi ateşin azabından koru!” Ey Aziyz! Ey Ğafuur! Ey Rahman olan Allah’ım! Bizi “Ebrar/iyiler” ile ibrilikte cennetine girdir!

رَبِّ اجْعَلْنِي مُقِيمَ الصَّلوٰةِ وَمِنْ ذُرِّيَّتِي رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ دُعَاۤءِ ﴿٤٠ رَبَّنَا اغْفِرْلِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ ﴿٤١ /Rabbicalni mugıymes salati ve min zürriyeti Rabbena ve tegabbel dü’ai! Rabbenağfir li veli valideye ve lil müminine yevme yeguumül hısab! / Rabb’im, beni ve soyumdan gelenleri namazı ikame edenlerden eyle! Rabb’imiz, duamı kabul buyur! Rabb’imiz, hesap günü geldiğinde beni, annemi, babamı ve tüm müminleri bağışla!” (İbrahim, 14/40, 41) denir ve:

ألسَّلآمُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللَّهِ /Esselâmu aleykum ve rahmetüllah /Selam ve Allah'ın rahmeti üzerinize olsun! diyerek önce sağ tarafa selam verilir, sonra da ألسَّلآمُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللَّهِ /Esselâmu aleykum ve rahmetüllah /Selam ve Allah'ın rahmeti üzerinize olsun! diyerek sol tarafa selam verilir Ve:

أَللَّهُمَّ أَنْتَ ألسَّلآمُ وَمِنْكَ ألسَّلآمُ تَبَارَكْتَ وَتَعَالَيْتَ يَا ذَاالْجَلآلِ وَاْلاِكْرَامُ /Allahümme entes selâmü ve minkes selâm… Tebârakte ve teâleyte yâ zel celâli vel ikram! /Allah’ım! Selam Sensin, selâm Sendendir… Sen salt berektsin, ey clelâl ve ikram sahibi Allah’ım Sen pek yücesin! diyerek namazdan çıkılır…

 

İKİNCİ VE ÜÇÜNCÜ İKİ REKATLAR için; kalkılır ve aynen ilk iki rekâtn kılınışı gibi iki rekât daha namaz kılınır. Ancak bu iki rekâtta Fatiha’dan sonra okunacak ilave ayetler /zamm-ı sureler değiştirilebilir. Mesela şu iki ayet okunabilir:

1. Rekât İçin

Zamm-ı Sure Ve Kgulil Hamdü…


وَقُلِ الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي لَمْ يَتَّخِذْ وَلَدًا وَلَمْ يَكُنْ لَهُ شَرِيكٌ فِي الْمُلْكِ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ وَلِيٌّ مِنَ الذُّلِّ وَكَبِّرْهُ تَكْبِيرًا﴿٣٦ /Ve kulil hamdü lillahillezî lem yettehiz veleden, velem yekün lehü şerîykün fil mülki, velem yekün lehû veliyyün minezzülli… Ve kebbirhü tekbîrâ! /Ve de ki: “Çocuk edinmemiş, mülkünde ve hükümran-lığında ortağı olmayan, zafiyeti olmadığı için velî ve vasisi bulunmayan Allah’a hamd olsun…” Ve de O’nun ululuğunu içtenlikle, bütün benliğinde hissederek zikret.” (İsra, 17/111)


2. Rekât İçin

Zamm-ı Sure “Fe lillahil Hamdü…”


فَلِلَّهِ الْحَمْدُ رَبِّ السَّمَاوَاتِ وَرَبِّ اْلأَرْضِ رَبِّ الْعَالَمِينَ ﴿٣٦ وَلَهُ الْكِبْرِيَاۤءُ فِي السَّمَاوَاتِ وَاْلأَرْضِ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ ﴿٣٧ /Fe lillahil hamdü rabbissemavâti ve rabbil erdı rabbil âlemîyn… Ve lehül kibriyâü fissemavâti vel erd. Ve hüvel azizül hakîym… /“Hamd ve şükür, göklerin de Rabb’i, yerin de Rabb’i, âlemlerin de Rabb’i Allah’a özgüdür. O’na aittir göklerde ve yerdeki bütün büyüklükler, ululuklar! O, güçlüdür, her şeyi yerli yerince yapar.” (Casiye, 45/36, 37)



ÜÇÜNCÜ İKİ REKAT için; kalkılır ve aynen önceki iki rekatların kılınışı gibi iki rekât daha namaz kılınır. Ancak bu son iki rekâtta Fatiha’dan sonra okunacak ilave ayetler /zamm-ı sureler olarak şu iki ayet okunabilir:

1. Rekât İçin

Zamm-ı Sure Ve gulil Hamdü…


2. Rekât İçin

Zamm-ı Sure “Fe lillahil Hamdü…”

 

Hakkımızda | Site Haritası | Emeğe Saygı | İletişim | ©2007 Mehmet Akif - Abdullah