BEYANU'L HAK / Kur'an'ın Nuzul Sırasına Göre Güncel Tefsiri

 

Merak Edilenler

İçindekiler

Gece Namazının Son Tesbihat ve Duaları

VİTİR NAMAZI


وَمِنَ اللَّيْلِ فَتَهَجَّدْ بِهِ نَافِلَةً لَكَ عَسَىۤ أَنْ يَبْعَثَكَ رَبُّكَ مَقَامًا مَحْمُودًا ﴿٧٩Geceleyin de, sana özgü bir nafile olmak üzere, teheccüde kalk; olabilir ki Rabb’in seni Makam-ı Mahmud’a eriştirir.” (İsra, 17/79)


VİTİR NAMAZININ MAHİYETİ

Bu bir gece namazıdır. Yukarıda da bahsedildiği gibi, gece namazının ikişer rekât olarak kılınması sünnettir...

Vitir tek demektir. En son kılınan iki rekât gece namazından sonra kılınır.

Hanefî’lere göre, ikinci rekâtın sonunda okunan “Ettehıyyatü”den sonra, selam vermeden üçüncü rekât için kalkılır. Bir rekât daha kılınır ve rükûa varmadan eller kulaklara kadar kaldırılır; “Allahu Ekber” diyerek tekbir getirilir, el bağlanır ve Kunut duaları okunur…

Şafiî’lere göre ise, son iki rekâtın ardından selam verilir, sonra kalkılır bir rekât daha kılınıp rukua varılır; rükûdan doğrulduktan sonra eller kulaklara kadar kaldırılır ve “Allahu Ekber” diyerek tekbir getirilir, el bağlamadan Kunut duaları okunur…

Vitir Namazının efdal olan vakti, imsaki geçirmemek şartıyla, imsak vaktine en yakın olan vakittir... Tek rekât kılınması da, denilir ki, imsake rastlama korkusundandır…

 

VİTİR NAMAZININ KILINIŞI

Birinci rekât:

اَللهُ أكْبَرْ /Allahu Ekber /Allah en büyüktür, diyerek tekbir ile namaza girilir.

Kıyamda vücut dik ve hareketsiz , baş öne doğru hafif eğik, gözler secde yerine bakıyor, ayak uçları kıbleye dik ve en az bir el konacak kadar aralıklı, eller önde ve göbek üzerinde bağlı haldedir. Kadınların elleri göğüsleri üzerinde olmalıdır…

Sırasıyla şunlar okunur:

سُبْحَانَكَ الَّلهُمَّ وَبِحَمْدِكَ وَتَبَارَكََ اْسمُكَ وَتَعَاليَ جَدُّكَ وَلآ اِلَهَ غَيْرُكَ /Sübhaneke Allahümme vebi hamdike vetebarakesmuk vetealâ cedduk velâ ilâhe ğuyruk… /Allahım! Seni noksan sıfatlardan tenzih eder, Hamdin'le birlikte yüce niteliklerinle zikrederim. Senin ismin mübarekter; anıldığı her yere hayırlar, bereketler getirir… Senin şanın da son derece yücedir. Artık Senden başka ilah yoktur.

أَعُوذُ بِالّلَهِ ِمنَ الشَّيْطَانِ الرّجِيم /Eûzü billahi mineş şeytanir raciym… /Allah’ın rahmetinden uzaklaşıtırılıp kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım…

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ /Bismillahir rahmanir rahiym… /Rahman olup merhamet eden Allah’ın adıyla okumama başlarım.

الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ ﴿١ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ ﴿٢ مَالِكِ يَوْمِ الدِّينِ ﴿٣ /Elhümdü lillâhi rabbil âlemîyn, errahmanir rahiym, maliki yevmiddin... “Hamd (ve şükür) âlemlerin Rabb’i Allah’adır. O, Rahman’dır; merhamet edendir. O, hesap gününün de mutlak hâkimidir…”

Bu üç mükemmel vasfa sahip başka birisi olmadığına göre…

إِيَّاكَ نَعْبُدُ وَإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ ﴿٤ /İyyâke na’büdü ve iyyâke nestaıyn… “Rabb’imiz! Biz (müminler), sadece Sana ibadet eder, sadece Senden yardım dileriz…”

Galuu Bela”da vermiş olduğumuz ahdimizdeyiz; Senden başkasına asla boyun eğmiyor ve asla secde etmiyoruz.

اِهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَقِيمَ ﴿٥ صِرَاطَ الَّذِينَ أَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ ﴿٦ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلاَ الضَّاۤلِّينَ﴿٧ İhdihessıratal müste-kiym; sıratalleziyne en’amte aleyhim; ğayril meğdûbi aleyhim velâddââlliyn... “Bizi doğru yola ilet, kendilerine (özel) nimet verdiğin kimselerin yoluna; gazabına uğrayanların ve doğru yoldan sapanların yoluna değil!” (Fatiha, 1/1-7)

Ölüm (yakin) gelinceye kadar, bizi “Sırat-ı Müstakim”de muvaffak kıl… Kendilerine özel nimet verdiğin nebiler, Sıddiykler, Şehitler ve Salihlerin yolu olan “Sırat-ı Müstakim”de… Gazabına uğrayan Yahudilerin, Hak’tan sapan Hıristiyanların ve benzer-lerinin yoluna değil!!


Amîn!


Zamm-ı Sure Lev enzelna…

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ /Bismillahir rahmanir rahiym… /Rahman olup merhamet eden Allah’ın adıyla okumama başlarım…

لَوْ أَنْزَلْنَا هَذَا الْقُرْآنَ عَلَى جَبَلٍ لَرَأَيْتَهُ خَاشِعًا مُتَصَدِّعًا مِنْ خَشْيَةِ اللَّهِ وَتِلْكَ اْلأَمْثَالُ نَضْرِبُهَا لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَفَكَّرُونَ ﴿٢١/Lev enzelna hazel gur’ane ala cebelin le raeytehü haşian, mütesaddian min haşyetillah… Ve tilkel emsalü nedribuha linnasi leallehüm yetefekkeruun. /Eğer biz bu Kur’an’ı, herhangi bir dağa indirmiş olsaydık, sen onun mutlaka gönülden boyun eğdiğini ve Allah’a saygısından (ve Kur’an’ın hakkını verme çabasından) ötürü paramparça olduğunu görürdün! Biz bu örnekleri insanlara düşünsünler diye veriyoruz.

هُوَاللَّهُ الَّذِي لاَۤ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ هُوَ الرَّحْمٰنُ الرَّحِيمُ ﴿٢٢/ Huvallahüllezî lâ ilâhe illa hû… Âlimul ğaybi veşşehâdeti huverrahmanur rahîym… / O, Kendisinden başka ilah olmayan Allah’tır. O görülmeyeni de görüleni de bilmektedir. O Rahmândır, sürekli merhamet etmektedir…

هُوَ اللَّهُ الَّذِي لاَۤ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ الْمَلِكُ الْقُدُّوسُ السَّلاَمُ الْمُؤْمِنُ الْمُهَيْمِنُ الْعَزِيزُ الْجَبَّارُ الْمُتَكَبِّرُ سُبْحَانَ اللَّهِ عَمَّا يُشْرِكُونَ ﴿٢٣/ Huvallahüllezî lâ ilâhe illa hû… El-melikül kuddûsü’s-selâmul müminul müheyminul aziyzül cebbarul mütekebbir! Sübhânallahi ammâ yuşrikûn… / O, kendisinden başka ilah olmayan Allah’tır. O…mülkünde egemen bir Melik’tir; eksik, kusur ve şaibeden ârîdir, salt esenlik kaynağıdır, güven verendir, gözetip koruyandır, güçlüdür, kahredicidir, gerçek büyüklük sahibidir... Allah onların ortak koştukları şeylerden çok yücedir…

هُوَ اللَّهُ الْخَالِقُ الْبَارِئُ الْمُصَوِّرُ لَهُ اْلأَسْمَاۤءُ الْحُسْنَى يُسَبِّحُ لَهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَاْلأَرْضِ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ ﴿٢٤ / Huvallahül hâlikul bâri’ül musavviru lehûl esmâül husnâ… Yüsebbihu lehû ma fissemavâti vel erd. Ve hüvel aziyzül hakiym… /O, yoktan var eden, yarattığını mükemmel yapan ve şekil veren Allah’tır; en güzel isimler sadece O’na mahsustur. Göklerde ve yerdeki her şey O’nu Tesbih etmektedir. O güçlüdür, her şeyi yerli yerince yapmaktadır!” (Haşr, 59/21-24)

اَللهُ أكْبَرْ /Allahü ekber… /Allah en büyüktür… diyerek Allah’ın huzurunda rükû'a varılır.

Rükû'da eller diz kapaklarını kavramış, baş ve bel düz bir satıh gibi aynı hizada, gözler ayakların önüne bakıyor halde…

Üç defa:

سُبْحَانَ رَبِّيَ الْعَظِيم / سُبْحَانَ رَبِّيَ الْعَظِيمْ / سُبْحَانَ رَبِّيَ الْعَظِيمْ /Sübhane rabbiyel aziym… Sübhane rabbiyel aziym… Sübhane rabbiyel aziym… /Ulu Rabb’imi noksan sıfatlardan tenzih ederim; O’nu mükemmel nitelikleriyle överek zikr ederim… dedikten sonra bir defa da:

سُبْحَانَ اللهِ وَ بِحَمْدِهِ سُبْحَانَ اللهِ الْعَظِيمْ أسْتَغْفِرُاللهْ وَأَتُوبُ إِلَيْهِ / Sübhanallahi ve be hamdihi Sübhanallahil Aziym, estağfi-rullah ve etubü ileyh… /Allah’ı noksan sıfatlardan tenzih eder ve Hamd ile zikrederim. Ulu olan Allah’ı kemal sıfatlarıyla överim… Allah’dan mağfiret diler ve O’na yönelirim… denir, sonra da:

سَمِعَ اللهُ لِمَنِْ حَمِدَهْ /Semiallahü limen hamideh… /Allah, kendisine hamd eden kişiyi işitti… diyerek rükû'dan doğrulunur.

Rükûdan doğrulunca eller yana salıverilmiş, vücut dim dik ve bir süre hareketsiz kalınır ve bu esnada:

رَبَّنَا لَكَ الْحَمْدُ /Rabbena lekel hamd /Rabbimiz! Hamd (Övgü ve şükür) sâdece Sana'dır denir sonra da:

اَللهُ أكْبَرْ /Allahü ekber… /Allah en büyüktür… diyerek 1. secdeye varılır.

Secdede alın ve burun yere değiyor olarak iki elin arasında, dirsekler yerden yüksek, gözler burnun ucuna bakıyor haldedir; Ayaklar ise parmak uçlarıyla yere temas halinde topuklar da birbirine bitişiktir. Kadınların dirsekleri yere yapışık olmalıdır.

Üç defa:

سُبْحَانَ رَبِّيَ اْلاَعْليَ /سُبْحَانَ رَبِّيَ اْلاَعْليَ /سُبْحَانَ رَبِّيَ اْلاَعْليَ /Sübhane rabbiyel a’lâ, Sübhane rabbiyel a’lâ, Sübhane rabbiyel a’lâ En yüce olan Rabbimi övgü ile zikr ederim, En yüce olan Rabbimi övgü ile zikr ederim, En yüce olan Rabbimi övgü ile zikr ederim... denir. Ardından da:

سُبْحَانَهُ وَ تَعَاليَ عَمّا يَقُولَونَ عُلُوّاً كَبِيراَ /Sübhanehü ve Teala amma yegulune uluvven kebiyra, eklenir /“Ben O’nu tenzih ederim! O, söyledikleri şeylerden hem münezzeh hem de pek çok yücedir.” denir ve:

اَللهُ أكْبَرْ /Allahü ekber… /Allah en büyüktür… diyerek 1. secdeden doğrulunur…

Secdeden doğrulurken sağ ayak dik ve parmakları kıbleye doğru dikey olarak çevrilmiş, sol ayak ise üstü yere doğru kıvrılmış vaziyette üzerine oturulur. Bu esnada vücut dik ve bir süre sâkin, gözler ise dizler üzerindeki ellerde olduğu halde az bir süre durulur.

اَللهُ أكْبَرْ /Allahü ekber… /Allah en büyüktür… diyerek 2. defa secdeye varılır.

Yine Secdede alın ve burun yere değiyor olarak iki elin arasında, dirsekler yerden yüksek, gözler burnun ucuna bakıyor haldedir; Ayaklar ise parmak uçlarıyla yere temas halinde topuklar da birbirine bitişiktir. Kadınların dirsekleri yere yapışıktır. Üç defa

سُبْحَانَ رَبِّيَ اْلاَعْليَ سُبْحَانَ رَبِّيَ اْلاَعْليَ سُبْحَانَ رَبِّيَ اْلاَعْليَ /Sübhane rabbiyel a’lâ, Sübhane rabbiyel a’lâ, Sübhane rabbiyel a’lâ /En yüce Rabb’imi noksan sıfatlardan tenzih eder mükemmel nitelikleriyle O’nu tesbih ederim." denir. Ardından da:

سُبْحَانَ اَللَّهِ وَ تَعَاليَ عَمّاَ يَصِفُونَ عُلُوّاً كَبِيراَ /Sübhanallahi ve Teala ammâ yesıfune uluvven kebiyra. /“Ben Allah’ı tenzih ederim! O, nitelendir-dikleri şeylerden hem münezzeh hem de pek çok yücedir.” dedikten sonra:

اَللهُ أكْبَرْ /Allahü ekber… /Allah en büyüktür… diyerek doğrudan ikinci rekat için ayağa kalkılır.

NOT: Her rekatın kıyam, rükû, rükûdan doğrulma ve secdeleri tekrarlanırken bedenin durumları birinici rekatta tarif edildiği gibi olmalıdır.



İkinci Rekât:

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ /Bismillahir rahmanir rahiym… /Rahman olup merhamet eden Allah’ın adıyla okumama başlarım.

الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ ﴿١ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ ﴿٢ مَالِكِ يَوْمِ الدِّينِ ﴿٣ /Elhümdü lillâhi rabbil âlemîyn, errahmanir rahiym, maliki yevmiddin... “Hamd (ve şükür) âlemlerin Rabb’i Allah’adır. O, Rahman’dır; merhamet edendir. O, hesap gününün de mutlak hâkimidir…”

Bu üç mükemmel vasfa sahip başka birisi olmadığına göre…

إِيَّاكَ نَعْبُدُ وَإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ ﴿٤ /İyyâke na’büdü ve iyyâke nestaıyn… “Rabb’imiz! Biz (müminler), sadece Sana ibadet eder, sadece Senden yardım dileriz…”

Galuu Bela”da vermiş olduğumuz ahdimizdeyiz; Senden başkasına asla boyun eğmiyor ve asla secde etmiyoruz.

اِهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَقِيمَ ﴿٥ صِرَاطَ الَّذِينَ أَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ ﴿٦ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلاَ الضَّاۤلِّينَ﴿٧ İhdihessıratal müste-kiym; sıratalleziyne en’amte aleyhim; ğayril meğdûbi aleyhim velâddââlliyn... “Bizi doğru yola ilet, kendilerine (özel) nimet verdiğin kimselerin yoluna; gazabına uğrayanların ve doğru yoldan sapanların yoluna değil!” (Fatiha, 1/1-7)

Ölüm (yakin) gelinceye kadar, bizi “Sırat-ı Müstakim”de muvaffak kıl… Kendilerine özel nimet verdiğin nebiler, Sıddiykler, Şehitler ve Salihlerin yolu olan “Sırat-ı Müstakim”de… Gazabına uğrayan Yahudilerin, Hak’tan sapan Hıristiyanların ve benzer-lerinin yoluna değil!!

Amîn!


Zamm-ı Sure Allahülleziy…

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ /Bismillahir rahmanir rahiym… /Rahman olup merhamet eden Allah’ın adıyla okumama başlarım.

اَللَّهُ الَّذِي جَعَلَ لَكُمُ اْلأَرْضَ قَرَارًا وَالسَّمَاۤءَ بِنَاۤءً وَصَوَّرَكُمْ فَأَحْسَنَ صُوَرَكُمْ وَرَزَقَكُمْ مِنَ الطَّيِّبَاتِ ذَلِكُمُ اللَّهُ رَبُّكُمْ فَتَبَارَكَ اللَّهُ رَبُّ الْعَالَمِينَ ﴿٦٤/Allahülleziy… Ce’ale lekümül erda kararan vessemâe binâen… ve savveraküm fe ehsene suvereküm… ve rezakaküm minet tayyibat… Zalikümüllahü rabbiküm! Fe tebarakellahu rabbil âlemîyn… /“Sizin için yeryüzünü yerleşim alanı, göğü de bir çatı yapan Allah’tır. O size şekil verip şekillerinizi en güzel yaptı ve sizi temiz ve hoş gıdalarla rızıklandırdı. İşte, sizin Rabb’iniz Allah budur! Âlemlerin Rabb’i Allah ne mübarektir!

هُوَ الْحَيُّ لاَۤ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ فَادْعُوهُ مُخْلِصِينَ لَهُ الدِّينَ الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ ﴿٦٥ /Hüvel hayyü lâ ilâhe illa hüve fed’ûhü muhlisıyne lehüddiyn; Elhamdü lillâhi rabbil âlemîyn… /“O diridir. O’ndan başka ilâh yoktur. O hâlde dini kendisine özgü kılarak O’na içtenlikle dua edin! Hamd âlemlerin Rabb’i Allah’adır.”(Mümin,40/64, 65)

اَللهُ أكْبَرْ /Allahü ekber… /Allah en büyüktür… diyerek Allah’ın huzurunda rükû'a varılır.

Rükû'da eller diz kapaklarını kavramış, baş ve bel düz bir satıh gibi aynı hizada, gözler ayakların önüne bakıyor halde…

Üç defa:

سُبْحَانَ رَبِّيَ الْعَظِيم/ سُبْحَانَ رَبِّيَ الْعَظِيمْ / سُبْحَانَ رَبِّيَ الْعَظِيمْ /Sübhane rabbiyel aziym… Sübhane rabbiyel aziym… Sübhane rabbiyel aziym… /Ulu Rabb’imi noksan sıfatlardan tenzih ederim; O’nu mükemmel nitelikleriyle överek zikr ederim… dedikten sonra bir defa da:

سُبْحَانَ اللهِ وَ بِحَمْدِهِ سُبْحَانَ اللهِ الْعَظِيمْ أسْتَغْفِرُاللهْ وَأَتُوبُ إِلَيْهِ / Sübhanallahi ve be hamdihi Sübhanallahil Aziym, estağfi-rullah ve etubü ileyh… /Allah’ı noksan sıfatlardan tenzih eder ve Hamd ile zikrederim. Ulu olan Allah’ı kemal sıfatlarıyla överim… Allah’dan mağfiret diler ve O’na yönelirim… denir, sonra da:

سَمِعَ اللهُ لِمَنِْ حَمِدَهْ /Semiallahü limen hamideh… /Allah, kendisine hamd eden kişiyi işitti… diyerek rükû'dan doğrulunur.

Rükûdan doğrulunca eller yana salıverilmiş, vücut dim dik ve bir süre hareketsiz kalınır ve bu esnada:

رَبَّنَا لَكَ الْحَمْدُ /Rabbena lekel hamd /Rabbimiz! Hamd (övgü ve şükür) sâdece Sana'dır denir sonra da:

اَللهُ أكْبَرْ /Allahü ekber… /Allah en büyüktür… diyerek secdeye varılır.

Secdede alın ve burun yere değiyor olarak iki elin arasında, dirsekler yerden yüksek, gözler burnun ucuna bakıyor haldedir; Ayaklar ise parmak uçlarıyla yere temas halinde topuklar da birbirine bitişiktir. Kadınların dirsekleri yere yapışık olmalıdır.

Üç defa:

سُبْحَانَ رَبِّيَ اْلاَعْليَ/سُبْحَانَ رَبِّيَ اْلاَعْليَ /سُبْحَانَ رَبِّيَ اْلاَعْليَ /Sübhane rabbiyel a’lâ, Sübhane rabbiyel a’lâ, Sübhane rabbiyel a’lâ En yüce olan Rabbimi övgü ile zikr ederim, En yüce olan Rabbimi övgü ile zikr ederim, En yüce olan Rabbimi övgü ile zikr ederim... denir. Ardından da:

سُبْحَانَهُ وَ تَعَاليَ عَمّا يَقُولَونَ عُلُوّاً كَبِيراَ /Sübhanehü ve Teala amma yegulune uluvven kebiyra, eklenir /“Ben O’nu tenzih ederim! O, söyledikleri şeylerden hem münezzeh hem de pek çok yücedir.” denir ve:

اَللهُ أكْبَرْ /Allahü ekber… /Allah en büyüktür… diyerek secdeden doğrulunur…

Secdeden doğrulurken sağ ayak dik ve parmakları kıbleye doğru dikey olarak çevrilmiş, sol ayak ise üstü yere doğru kıvrılmış vaziyette üzerine oturulur. Bu esnada vücut dik ve bir süre sâkin, gözler ise dizler üzerindeki ellerde olduğu halde az bir süre durulur.

اَللهُ أكْبَرْ /Allahü ekber… /Allah en büyüktür… diyerek tekrar secdeye varılır.

Yine Secdede alın ve burun yere değiyor olarak iki elin arasında, dirsekler yerden yüksek, gözler burnun ucuna bakıyor haldedir; Ayaklar ise parmak uçlarıyla yere temas halinde topuklar da birbirine bitişiktir. Kadınların dirsekleri yere yapışıktır. Üç defa

سُبْحَانَ رَبِّيَ اْلاَعْليَ سُبْحَانَ رَبِّيَ اْلاَعْليَ سُبْحَانَ رَبِّيَ اْلاَعْليَ /Sübhane rabbiyel a’lâ, Sübhane rabbiyel a’lâ, Sübhane rabbiyel a’lâ /En yüce Rabb’imi noksan sıfatlardan tenzih eder mükemmel nitelikleriyle O’nu tesbih ederim." denir. Ardından da:

سُبْحَانَ اَللَّهِ وَ تَعَاليَ عَمّاَ يُشْرِكوُنَ عُلُوّاً كَبِيراَ /Sübhanallahi ve Teala ammâ yesıfune uluvven kebiyra. /“Ben Allah’ı tenzih ederim! O, ortak koştukları şeylerden hem münezzeh hem de pek çok yücedir.”

Allah’ın eşi, benzri, dengi, misli hiçbir şey yoktur. Hiçbir şey O’na eş ya da ortak tutulamaz. O bunardan hem de ço, pek çok yücedir…

Deyip düşündükten sonra:

اَللهُ أكْبَرْ /Allahü ekber… /Allah en büyüktür… diyerek oturulur VE sırasıyla şunlar okunur:



Ettehiyyatü

Bu dua, Allah’a övgü, Resulüne selam ve salat, bize ve Salih kullara selam, sonra da Kelime-i Şahadeti içermektedir. Her biri zihide ve kalpte canlı tutularak okunmalıdır.

Allah’a övgü,

أَلتَّحِيَّاتُ لِلَّهِ وَالصَّلَوَاتُ وَالطَّيِّبَاتْ... /Ettehiyyatü lillahi vessalavâtü vet tayyibât… /Hayat ve canlılıkla ilgili tüm vergiler Allah'a mahsustur… du'âlar, hayırlar, bereketler, temiz ve hoş şeyler de hep O'na özgüdür…

Resulüne selam ve salat,

أَلسَّلآمُ عَلَيْكَ أَيُّهَا النَّبِيُّ وَرَحْمَةُ اللَّهِ وَبَرَكَاتُهُ... /Esselâmü aleyke eyyühennebiyyü ve rahmetullahi veberakâtühû /Ey Nebi! Sana selâm olsun! Allah'ın rahmeti ve bereketi de senin üzerinden hiç eksilmesin!

Ey Nebi!...” kısmı, Mescid-i Nebi’de, Ravza’nın karşısındaki selamlama hali göz önüne getirilerek okunursa güzel olur. Ryada görenler, nu da zihninde canlandırabilirler…

Bize ve Salih kullara selam,

أَالسَّلآمُ عَلَيْنَأ وَعَلَي عِبَادِ اللَّهِ الصَّالِحِينَ... /Esselâmu aleynâ ve alâ ıbadillahissalihıyn… /Selam bize de olsun, Allah'ın salih kullarına da selam olsun!



Kelime-i Şahadet inanarak ve içten gelerek söylenmeli…

أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهْ وَ أَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّداً عَبْدُهُ وَرَسوُلُهُ. /Eşhedu en lâ ilahe illallah ve eyhedü enne muhammeden abdühû ve resulühû /Tüm samimiyetimle şehâdet ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur ve yine şehâdet ederim ki Muhammet Allah'ın kulu ve Elçisidir. Denir ve üçühcü rekatakalkılır…



Üçüncü Rekât

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ /Bismillahir rahmanir rahiym… /Rahman olup merhamet eden Allah’ın adıyla okumama başlarım.

الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ ﴿١ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ ﴿٢ مَالِكِ يَوْمِ الدِّينِ ﴿٣ /Elhümdü lillâhi rabbil âlemîyn, errahmanir rahiym, maliki yevmiddin... “Hamd (ve şükür) âlemlerin Rabb’i Allah’adır. O, Rahman’dır; merhamet edendir. O, hesap gününün de mutlak hâkimidir…”

Bu üç mükemmel vasfa sahip başka birisi olmadığına göre, ey Rabbimiz!

إِيَّاكَ نَعْبُدُ وَإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ ﴿٤ /İyyâke na’büdü ve iyyâke nestaıyn… “Rabb’imiz! Biz (müminler), sadece Sana ibadet eder, sadece Senden yardım dileriz…”

Galuu Bela”da vermiş olduğumuz ahdimizdeyiz; Senden başkasına asla boyun eğmiyor ve asla secde etmiyoruz.

اِهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَقِيمَ ﴿٥ صِرَاطَ الَّذِينَ أَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ ﴿٦ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلاَ الضَّاۤلِّينَ﴿٧ / İhdihessıratal müste-kiym; sıratalleziyne en’amte aleyhim; ğayril meğdûbi aleyhim velâddââlliyn... /“Bizi doğru yola ilet, kendilerine (özel) nimet verdiğin kimselerin yoluna; gazabına uğrayanların ve doğru yoldan sapanların yoluna değil!” (Fatiha, 1/1-7)

Ölüm (yakin) gelinceye kadar, bizi “Sırat-ı Müstakim”de muvaffak kıl… Kendilerine özel nimet verdiğin nebiler, Sıddiykler, Şehitler ve Salihlerin yolu olan “Sırat-ı Müstakim”de… Gazabına uğrayan Yahudilerin, Hak’tan sapan Hıristiyanların ve benzer-lerinin yoluna değil!!

Amîn!


Zamm-ı Sure “Ayete’l-Kürsi…”

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ /Bismillahir rahmanir rahiym… /Rahman olup merhamet eden Allah’ın adıyla okumama başlarım.


اَللَّهُ لاَ إِلَـهَ إِلاَّ هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ... /Allahü lâ ilâhe illa hüvel hayyul kayyûm… /Allah… O'ndan başka ilah yoktur. O diridir, daima dirliğin kaynağıdır.

لاَ تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلاَ نَوْمٌ.../Lâ te’huzühü sinetün velâ nevm... / O'nu uyuklama ve uyku tutmaz…

لَّهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الأَرْضِ.../Lehü mâ fissemavâti vemâ fil erdı… / Göklerde ve yerdekilerin hepsi O'nundur…

مَن ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ إِلاَّ بِإِذْنِهِ... /Men zellezî yeşfe’u ındehü illâ bi iznih… / İzni olmadan O'nun katında kimimiş şefaat edecek?!

يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ... /Ya’lemü mâ beyne eydîhim vemâ halfehüm… / O, onların önlerinde-kileri de bilir arkalarındakileri de…

وَلاَ يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِّنْ عِلْمِهِ إِلاَّ بِمَا شَاء.../Velâ yuhîytune bi şey’n min ılmihî illa bi maşâe… / Göklerdekiler ve yerdekiler, O'nun dilediğinden başka hiç bir bilgisine sahip olamazlar…

.وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ.. /Vesi’a kürsiyyühüssemavâti vel erd… /O'nun hüküm-ranlığı gökleri ve yeri tamamen kuşatmıştır.

وَلاَ يَؤُودُهُ حِفْظُهُمَا... /Vela yeüüdühü hıfzıhüma… / Bu ikisini korumak O'na hiç de güç gelmez...

وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ/ Ve hüvel aliyyül azîm… / O, pek Yücedir, Uludur. (Bakara, 2/255-257)

اَللهُ أكْبَرْ /Allahü ekber… /Allah en büyüktür…

Diyerek Rükû’a varmadan eller kulaklara kadar kaldırılır, sonra tekrar bağlanır, sonra da kunud duaları okunur:


Kunut Duası 1

اَلّلهُمَّ إنّاَ نَسْتعٍينُكَ وَنَسْتَغْفِرُكَ وَنَسْتَهْدِيكَ... /Allahümme innâ neste’ıynüke venestağfiruke ve nestehdiyk… /Allahım! Biz senden yardım diliyoruz, mağfiret diliyoruz, hidayet diliyoruz…

وَنُْؤْمِنُبِكَ وَنَتوُبُ إلَيْكَ وَنَتَوَكَّلُ عَلَيْكَ.../Ve nüminü bike ve netûbü ileyk ve netevekkelü aleyke… /Biz sana inanıyor, sana yöneliyor ve sana dayanıyoruz…

وَنُثْنِي عَلَيْكَ الْخَيْرَ كُلَّهُ نَشْكُرُكَ وَلاَ نَكْفُرُكَ... /Ve nüsnî aleykel hayra küllehhû neşküruk velâ nekfüruk… /İyiliklerin tamamını senden biliyor ve sana şükrediyoruz; asla nankörlük etmiyoruz.

وَنَخْلَعُ وَنَتْرُكُ وَمَنْ يَفْجُرُكْ /Ve nahle’u ve netrukü men yefcürük… /Sana karşı edepsizlik eden kimseyi de tahtından indirip terk ediyoruz.


Kunut Duası 2

اَلّلهُمّ َإيّاَكَ نَعْبُدُ... /Allahümme iyyake ne’budü… /Allah’ım! Biz sadece sana kulluk ediyor…

وَلَكَ نُصَلّيِ وَنَسْجُدُ.../Ve leke nüsallî ve nescudü… /Sadece senin için namaz kılıyor ve sadece sana secde ediyoruz…

وَإلَيْكَ نَسْعَي وَنَحْفِدُ.../Ve ileyke nes’â ve nahfidu… /Yalnız sana yaklaşmak için çalışıyor ve sana koşuyoruz…

نَرْجُوا رَحْمَتَكَ وَنَخْشَي عَذَابَكَ... /Nercû rahmeteke ve nahşâ azâbeke… /Senin rahmetini umuyor ve azabından da korkuyoruz…

إنِّ عَذَابَكَ بِالْكُفّاَرِ مُلْحِقٌ /İnne azâbeke bil küffâri mülhuk... /Senin azabın, nankör kâfirlere mutlaka erişecektir!


اَللهُ أكْبَرْ /Allahü ekber… /Allah en büyüktür… diyerek rükû'a varılır.

Rükû'da eller diz kapaklarını kavramış, baş ve bel düz bir satıh gibi aynı hizada, gözler ayakların önüne bakıyor halde…

Üç defa:

سُبْحَانَ رَبِّيَ الْعَظِيم / سُبْحَانَ رَبِّيَ الْعَظِيمْ / سُبْحَانَ رَبِّيَ الْعَظِيمْ /Sübhane rabbiyel aziym… Sübhane rabbiyel aziym… Sübhane rabbiyel aziym… /Ulu Rabb’imi noksan sıfatlardan tenzih ederim; O’nu mükemmel nitelikleriyle överek zikr ederim… dedikten sonra bir defa da:

سُبْحَانَ اللهِ وَ بِحَمْدِهِ سُبْحَانَ اللهِ الْعَظِيمْ أسْتَغْفِرُاللهْ وَأَتُوبُ إِلَيْهِ / Sübhanallahi ve be hamdihi Sübhanallahil Aziym, estağfi-rullah ve etubü ileyh… /Allah’ı noksan sıfatlardan tenzih eder ve Hamd ile zikrederim. Ulu olan Allah’ı kemal sıfatlarıyla överim… Allah’dan mağfiret diler ve O’na yönelirim… denir, sonra da:

سَمِعَ اللهُ لِمَنِْ حَمِدَهْ /Semiallahü limen hamideh… /Allah, kendisine hamd eden kişiyi işitti…